|
GÜL SEVDALISI yolcuwrote:
Durun! Korkuyorum
-------------------------------------------------------------------------------- Ne zaman sabahın buz gibi sessizliğinde bir salâ duysam, kendi adımın ilânını düşünüyorum. Ölümü hatırlamam için tek sebep değil artık, yeni bir cenaze görmek… Saçlarımın beyazlığı ürkütüyor beni… Buruşuk ellerimin yorgunluğu, titrek bedenimle bir olup bana zamanı hatırlatıyor. Zamanın tükendiğini… “En sevdiklerim yaşlılardır, anlamazlar bir şeyden…” diyerek yanımda muhabbete dalıyor ve kırılan kalbimden habersiz, beni yine kendi hâlime bırakıyorlar… Bilmiyorlar, yaşlılık bana çocukluğumu armağan ediyor… Yeniden doğduğum günü hatırlamaya çalışıyorum, yaşım neydi, hatta belki adım neydi?! Ağır adımlarla yürümek bana, emekleyen bebekliğimi yeniden yaşatıyor. Ellerimi, ağzımı başkaları yıkıyor… Ben izliyorum… “Sus!” derlerse susuyor, kızarlarsa boynumu büküyorum… Bebekleri izliyorum; gözlerim doluyor, kendimi görüyorum onlarda… Herkes bedenimdeki acılara ağlarım sanıyor. Bense bitmiş olan geçmişim ve nasıllığını bilmediğim geleceğime ağlıyorum. Sonsuzluğu tesellim yapmak istiyorum, ama korkuyorum… Yüzlerindeki kırışıklıkları, hayallerine yaklaştırmayan aynadaki yüzlere bakıyorum. Sonsuzluğun şahikalarını kendilerine hiç yakıştıramıyorlar… Kızıyorlar çıkarlarına dokunanlara ve yanlarında olmayanlar için savuruyorlar iddialı cümlelerini… Dedikodunun tadı damaklarında, kırıp geçiriyorlar kalpleri… Ve “Durun!..” diyorum onlara, “Durun, ben korkuyorum!.. Çünkü sonsuzluğun ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum!” Ama yüreğimin içlerindeki bu sancılı cümleleri kimseye duyuramıyorum… İhtiyar olmak zor gelmiyor bana... Hep yaşlı bir hayat geçirmişim gibi davranan, şimdiki çökmüşlüğümle beni damgalayan sevdiklerim de değil içimi acıtan… Sırtımda taşıdığım, geçmişi günah dolu yüklerim zorluyor beni… Bir ALLAH kelâmını hatırlamadan belki de haftalarım geçip gitmişti. Yaşadıklarıma olan isyan dolu cümlelerim sarıyor etrafımı şimdi… Bütün bunlar olup biterken, gözlerimden yaşlar süzülürken, yaşadıklarımın ve yaşayacaklarımın hesabının bunlardan ibaret kalmayacağını fark ediyorum. Ben yavrularımın yüreklerindeki o kocaman boşluktan sorumluydum. ALLAH’ı anlatmadığım her sahne için başrol oyuncusuydum. Yine ruhumla yüzleşmelerime döndü içim… Geç de olsa tevbeleri keşfetmiştim… Duâ etmek için ellerimi semâya doğru açtığımda, buruşuk ellerim kadar geç kaldığımı fark ettim. Ama yine de O’nun merhametin yaratıcısı olduğunu yüreğime îlân ettim. Ve son nefesim için geç kalmamayı, korkularımdan uzak, yalnızca O’ndan istedim…
19 hours ago
|
|
|
GÜL SEVDALISI yolcuwrote:
Durun! Korkuyorum
-------------------------------------------------------------------------------- Ne zaman sabahın buz gibi sessizliğinde bir salâ duysam, kendi adımın ilânını düşünüyorum. Ölümü hatırlamam için tek sebep değil artık, yeni bir cenaze görmek… Saçlarımın beyazlığı ürkütüyor beni… Buruşuk ellerimin yorgunluğu, titrek bedenimle bir olup bana zamanı hatırlatıyor. Zamanın tükendiğini… “En sevdiklerim yaşlılardır, anlamazlar bir şeyden…” diyerek yanımda muhabbete dalıyor ve kırılan kalbimden habersiz, beni yine kendi hâlime bırakıyorlar… Bilmiyorlar, yaşlılık bana çocukluğumu armağan ediyor… Yeniden doğduğum günü hatırlamaya çalışıyorum, yaşım neydi, hatta belki adım neydi?! Ağır adımlarla yürümek bana, emekleyen bebekliğimi yeniden yaşatıyor. Ellerimi, ağzımı başkaları yıkıyor… Ben izliyorum… “Sus!” derlerse susuyor, kızarlarsa boynumu büküyorum… Bebekleri izliyorum; gözlerim doluyor, kendimi görüyorum onlarda… Herkes bedenimdeki acılara ağlarım sanıyor. Bense bitmiş olan geçmişim ve nasıllığını bilmediğim geleceğime ağlıyorum. Sonsuzluğu tesellim yapmak istiyorum, ama korkuyorum… Yüzlerindeki kırışıklıkları, hayallerine yaklaştırmayan aynadaki yüzlere bakıyorum. Sonsuzluğun şahikalarını kendilerine hiç yakıştıramıyorlar… Kızıyorlar çıkarlarına dokunanlara ve yanlarında olmayanlar için savuruyorlar iddialı cümlelerini… Dedikodunun tadı damaklarında, kırıp geçiriyorlar kalpleri… Ve “Durun!..” diyorum onlara, “Durun, ben korkuyorum!.. Çünkü sonsuzluğun ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum!” Ama yüreğimin içlerindeki bu sancılı cümleleri kimseye duyuramıyorum… İhtiyar olmak zor gelmiyor bana... Hep yaşlı bir hayat geçirmişim gibi davranan, şimdiki çökmüşlüğümle beni damgalayan sevdiklerim de değil içimi acıtan… Sırtımda taşıdığım, geçmişi günah dolu yüklerim zorluyor beni… Bir ALLAH kelâmını hatırlamadan belki de haftalarım geçip gitmişti. Yaşadıklarıma olan isyan dolu cümlelerim sarıyor etrafımı şimdi… Bütün bunlar olup biterken, gözlerimden yaşlar süzülürken, yaşadıklarımın ve yaşayacaklarımın hesabının bunlardan ibaret kalmayacağını fark ediyorum. Ben yavrularımın yüreklerindeki o kocaman boşluktan sorumluydum. ALLAH’ı anlatmadığım her sahne için başrol oyuncusuydum. Yine ruhumla yüzleşmelerime döndü içim… Geç de olsa tevbeleri keşfetmiştim… Duâ etmek için ellerimi semâya doğru açtığımda, buruşuk ellerim kadar geç kaldığımı fark ettim. Ama yine de O’nun merhametin yaratıcısı olduğunu yüreğime îlân ettim. Ve son nefesim için geç kalmamayı, korkularımdan uzak, yalnızca O’ndan istedim…
19 hours ago
|
|
|
muammerwrote:
Hangi İslâm
Gel müslüman olalım Nurla doldur kırbanı Gel müslüman olalım Haydi at şu türbanı (!) Gel müslüman olalım Elbet bu dünyâ fâni Gel müslüman olalım Senin kadehin hani (?) Gel müslüman olalım Ürkme böyle barıştan Gel müslüman olalım Kahrolsun Çeçenistan (!) Gel müslüman olalım Aslolan mâneviyat Gel müslüman olalım Kaldırılsın Şeriat (!) Gel müslüman olalım Bize benze, bizden ol Gel müslüman olalım Kendine müftü sen ol (!) Gel müslüman olalım Kapatalım kursları (!) Gel müslüman olalım Değiştirip Kuran’ı (!) Gel müslüman olalım Farklı okunsun ezan (!) Gel müslüman olalım Tok gezelim Ramazan (!) Gel müslüman olalım Doğru yol ancak budur Gel müslüman olalım Zemzem nihâyet sudur (!) Gel müslüman olalım Cezâsız olsun zînâ (!) Gel müslüman olalım Kâbe taştan bir bina (!) Gel müslüman olalım Câmi açalım bol bol Gel müslüman olalım Câmi İslâm’da sembol (!) Gel müslüman olalım İçelim sabaha dek (!) Gel müslüman olalım İslâm irticâ demek (?) Gel müslüman olalım Yenir mi kedi eti? Gel müslüman olalım Ne tatlı domuz eti (!) Gel müslüman olalım Yukarıda Allah var (!) Gel müslüman olalım Kul diye bir şey mi var (?) Gel müslüman olalım Put ’dan kim medet ister? Gel müslüman olalım Heykele saygı göster (!) Gel müslüman olalım Dünyâ kimseye kalmaz Gel müslüman olalım Arap ’tan adam olmaz (?) Gel müslüman olalım Demokrasi, hürriyet.. Gel müslüman olalım Sürünedursun millet! Gel müslüman olalım 'Gel' diyordu Mevlânâ Gel müslüman olalım Bu mu bundaki mânâ? Gel “müslüman” olalım! İskilipli Muhiddin
3 days ago
|
|
|
saiteliliwrote:
Gel...
Kalma orada Tenin olmasa da Canın burada. Şivesi köpük köpük beyaz kokar hasretin Ve formülü yoktur sağanağı bir damlaya hapsedebilmenin Yine de bir damla yaşa hapistir içinin okyanusları, sevenin... Süzülen her yaş muştudur, içinde yaşayan, uzaktan gelenin. Gel, rüzgarları teninin rengine boyayayım Gel, rüzgarları saçlarına takayım. Sabah mahmurluğuna gözlerini açtığın anı düşünüyorum Öğle üzeri bir bardak çay buğusundan gözlerini süzüyorum Akşama doğru evimin yolunda, kapımı açmanı diliyorum Gece olunca... utanıyor kalemim... yazamıyorum... Gel, geceyi demleyeyim sabah çayında Gel, sabaha sarılayım gece olduğunda. Sen çiçekleri kör mü sanırsın? Gözeleri tenindedir akşam sefasının. Sen akşamı sebep mi sanırsın, onun açmasının? Ödünç alıp sıcak ışığı güneşten, serinletip sunmasıdır şefkatli yıldızın. Gel, yıldızlar serpeyim yollarına Gel, çiçekler takayım gerdanına. Elleri cebinde gezen bir ıslıktır sırlarımız Pervasız... Umarsız... Ve ellerimize usulca bırakılmıştır yazgımız Cemrenin sırlı öyküsüdür yaşamımız. Gel, çiğ tanesi kondurayım dudaklarına Gel, baharlar açtırayım yüreğinin dallarına Yüreğin ilhamı kanatlanırsa yücelik makamına Her dem yenidir aşk, uğramaz zamanın pasına Hangi kilit vurulur sevdanın kapılarına? Karşı konmaz sevdalı dildeki duanın tılsımına. Gel, yollarına şiirden tütsüler yakayım Gel, yüreğimi yüreğine katayım. Alnından öpüyorum, kaderin içime bıraktığı sitemin Dudaklarımdaki mührünü seviyorum vuslat yemininin Fısıldayarak adını yazıyorum sokak levhalarına şehrimin Sahip çıkıyorum mısralarına "yüreğim başka şehirde atar" diyen şairin. Gel, gözümün yağını süreyim yavan ekmeğime Gel, gözlerinin yeşilini süreyim yüreğime Gel... Kalma orada Tenin olmasa da Canın burada. Cumanız mubarek olsun hayırlı günler kardeşim.
July 3
|
|
|
hüsso hüsso hüsseyyinwrote:
bir gün yolun mezarlığa düşerse
mezarımı aç da bak mezarın içinde tabut tabutun içinde kefen kefenin içinde ben ve benim içimde hala yasmincan :(
July 1
|